Arama :

Sınav kaygısı / Stresi

Çocukların en önemli yaşam alanlarından biri okuldur. Okulda başarı pek çok değişkene bağlı olarak inişler çıkışlar gösterebilir. Okula hem psikolojik hem akademik açıdan hazırlıklı ve yetenekleri açısından donanımlı olarak başlayan çocuk okul ile ilişkisini sağlam temellere oturtma şansını kuvvetle elde eder. Eğer bu şartlar sağlanamadıysa çocuklar sınav kaygısı açısından risk grubuna girecekler demektir. Yani ilkokula her açıdan hazırlıklı olarak başlamak çocuğun okul ve sınavlarla ilişkilerini önemli ölçüde şekillendirecektir. Örneğin psikolojik açıdan yeterince olgunlaşamamış, anneden ayrılmayla ilgili kaygıları yoğun olan, kendine güveni gelişememiş bir çocuğun dikkatle ders dinleyip öğrenmesi sınavlarda kaygı duymaması çok zordur. Aynı şekilde, aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı, öğrenme ile ilgili sorunları olan çocuklarda da okul başarısı ve sınavlarla ilgili kaygılar çoklukla gözlenir çünkü bu çocuklar hem öğrenirken zorlanmakta hem de sınavlarda bildikleri şeyleri aktarırken hatalar yapmaktadırlar. Bu durumda, çocuk çevreden (anne-baba, akrabalar, öğretmen bazı durumlarda sınıf arkadaşları) aldığı olumsuz tepkilerle kendine güven duygusunu geliştirmekte güçlük çekecek yine başarısız olursam kaygısını duyacaktır. Sınav kaygısı aniden ve hiçbir nedene bağlı olmadan ortaya çıkmaz muhakkak buna sebep olan etkenler vardır, bunların belirlenmesi ve uygun şekilde bertaraf edilmesi gerekmektedir. Çocukların sınav öncesi ve sırasında bir miktar kaygı duymaları doğaldır , ancak öğrenmiş olduğu, bildiği şeyleri unutacak veya yanlış aktaracak kadar kontrolsüz bir kaygı, sınav kaygısıdır. Yoksa bir miktar kaygı çocuğu daha uyanık ve dikkatli yapar. Sınav kaygısı aşırı ve kontrolsüz bir kaygıdır. Çoğunlukla fiziksel belirtiler de eşlik eder; el terlemesi, titremesi, kalp çarpıntısı, miğde bulantısı, baş ağrısı vb. Çocuk bütün bunları yaşarken sınavda dikkatini toplayamaz, hata yapma korkusu giderek artar, bildiği soruları cevaplayamaz bu kısır döngü böylelikle çocuğu çaresizlik duyguları içine sürükleyerek teslim alır. Sınav sonrasında başarısızlık hissi, çaresizlik hissi ve anne baba ve öğretmene karşı duyulan mahcubiyet duygusu korku ile karışır. Çoğu durumda çocuk anne ve babasından sınav sonuçlarını gizler veya kötü not aldığını söylemez. Sınav kaygısı yalnızca derslerinde başarısız olan çocukların duyduğu bir kaygı değildir! Sınavlarında başarılı olan çocuklar da psikolojik sebeplerden dolayı kaygı duyabilirler. Başarıyı düşürmemek, öğretmeni ve anne babayı hayal kırıklığına uğratmamak bu çocuklar için önemlidir. Psikolojik gelişimi açısından yeterince olgunlaşamamış, aşırı mükemmeliyetçi, hata yapmayı kabullenemeyen, hep hatasız olmak isteyen, kendine güven duygusu yetersiz olan çocuklarda sınav kaygısı duyarlar. Çocuğun okulda başarılı olması, psikolojik gelişiminin de sağlıklı bir güzergahta olduğunun tek başına kanıtı olamaz. Özellikle son zamanlarda giderek daha da artan hayat başarısı = okul başarısı denklemi ile düşünen anne babalık modellerinin önemli ölçüde gözden geçirilmesi gerekmektedir. Anne ve babaların bu tutum ve davranışlarının yanısıra eğitim sistemimizin aksaklıkları ve yoğunluğu, öğretmen ve dershanelerin 'sınavlara' hazırlama yöntemleri, buna meğilli çocukta kaygıları arttıracaktır. Sınav kaygısı duyan çocuğun hangi sebeplerden dolayı bunu yaşadığı iyice araştırılmalıdır. Bu konuda okul rehberlik servislerine görevler düşmektedir. Bu çocuklar, öğretmenlerden alınan bilgiler doğrultusunda tespit edilip, belirti tarama şeklinde yapılacak değerlendirmelerle ayırdedilebilir. Rehberlik servisinin uzmanları denetiminde, ailenin ve öğretmenin yardımı alınarak, bir ekip halinde çalışılarak çözümler üretilir. Eğer bu çözümler belirli bir süre içinde sorunu bertaraf edemiyorsa daha fazla gecikmeden bir profesyonelden yardım istenmelidir. Anne ve babanın sınav kaygısı duyan çocuklarına karşı tutum ve davranışları önemlidir. Çoğu kez aynı çaresizlik duygularını onlar da yaşarlar ve ailece bir kısır döngünün içine sıkışıp kalırlar. Anne baba ve çocukta kızgınlıklar karşılıklı olarak birikir ve çözümlenmediği sürece de bir çocuğun psikolojik açıdan sağlıklı büyümesi için gereken ilişkiler kurulamaz. Anne, baba ve çocuk ilişkileri hem sözel hem sözel olmayan bilinç seviyesinde veya biliçaltı seviyede iletişimle şekillenir. Kısaca eğer anne ve baba mükemmelliyetçi ise ve çocuktan beklentileri onun kapasitesini aşacak düzeydeyse çocuk bunu hisseder farkeder. Çocuğa bunu açık açık söylemeseniz de çocuk bunu farkeder. Bunun yanısıra çocuğun psikolojik bünyesinden ve/ veya psikolojik açıdan gelişmesiyle ilgili sorunlarından kaynaklanan etkenler sınav kaygısını yaratabilir. Örneğin psikolojik gelişimi içinde bir dönem çocuk hiç hatasını kabul etmez hep birinci olmak ister, hep kazanmak ister vb. bu okul öncesi döneme ait bir duygusal durumdur ama okula başladığı zaman bu alanda yeterince olgunlaşamamışsa kaygıları artacaktır. Bütün bunların etraflıca anlaşılması ve gerekli önlemlerin gecikmeden alınması sorunun iyice yerleşmeden çözümlenmesini kolaylaştıracaktır.
 

Adres : Cemil Topuzlu Caddesi, Tavukçuoğlu Apt. No: 33/3, Çiftehavuzlar - Kadiköy/İstanbul - Tel: 0216 302 69 54