Arama :

Bırakın çocuğunuz kendisi karar versin

Toplumumuzun Batılılaşma süreci, anne-baba tutum ve davranışlarını etkileyerek geleneksel modellerin yerine modern anne-babalığın gelmesini mecburi kılmıştır. Yalnız bu geçiş, kanımca pek sancılı yaşanmakta ve anne-babaların çocuklarını yetiştirirlerken neyin doğru neyin yanlış olduğuyla ilgili sağduyularını da önemli ölçüde erozyona uğratmış bulunmaktadır. Modern anne-babalık modelleri Batılı yazar ve uzmanların yazdığı (çoğu yeterli olmayan) tercüme kitaplarından ya da yerli uzmanların yönlendirmelerinden yararlanılarak öğrenilmektedir. Bu durumda anne ve baba kendi sağduyularından çok, şu kitapta bu yazıyor bir diğerinde şu, okulumuzda konuşan uzmanımız da şunu söyledi gibi çoğunlukla “içselleştirilemeyen” bilgilerle güvensiz ve daha çoklukla tutarsız davranabilmektedir. Anne ve babalar şimdiye kadar herhalde hiç bu dönemde oldukları kadar kafaları karışık ve güvensiz olmadılar. Bu durum konumuz ile ilgili olarak da aynı görüntüyü arz etmektedir.

Bırakın çocuğunuz kendi karar versin derken hangi yaşta ve hangi üslupla bunu teşvik edelim? Öncelikle çocuğun psikolojik gelişiminden haberdar olmak gerekmektedir. Çocuğun psikolojik gelişimi derken anne-çocuk arasındaki ilk bebeklikten başlayarak gelişen kişillik gelişimini kastetmekteyim. Kişilik gelişimi bir anda oluveren bir şey değil, uzunca bir döneme yayılan bir süreçtir. Anne, çocuğunu sadece fiziksel olarak değil aynı zamanda psikolojik olarak da doğurur ve babanın bu süreç boyunca yoğun katkı ve desteği gerekmektedir. Bir bebeğin anne ve babasından gördüğü ilgi, sevgi, şefkat ve anlayış, işin temelidir. Daha sonrasında anneden “ayrılma ve bireyselleşme” yolunda adımlar atan bebeğe/çocuğa anne ve baba nasıl yaklaşmalıdır? Anne ve baba çocuğu tanımak, onun yeteneklerini anlayıp ona göre yönlendirmek ve çocuğun büyümesine rehberlik etmekle yükümlüdür. Çocuk da kendi başına bir bireydir, yalnız “yetişkin” değildir. Batılılaşma serüveninde ülkemizde bu yüzden pek çok evde çocuk, anne ve baba arasında sınırlar ve roller iyice şaşmıştır. Kim çocuk, kim anne ve baba, kim neye karar verir iyice kafalar karışmıştır. Bazı evlerde uç örnekler yaşanmakta “çocuk imparatorlukları” hüküm sürmektedir! İşin temeli öncelikle şudur; çocuk bir yetişkin kadar kıymetli bir bireydir fakat bir yetişkin değildir. Bir çocuğun anne ve baba adında iki yetişkine ihtiyacı vardır.

Psikolojik gelişimin okul öncesi yılları pek çok işin yapıldığı ve temellerin atıldığı yıllardır. Çocukla bir yetişkinmiş gibi konuşmamak ve yaşına uygun beklentiler içinde olmak gerekmektedir. Örneğin, üç yaşlarına kadar çocuğu paylaşma konusunda zorlamamak ve çevresindekilerle sahip olduğu şeyleri kendi isteği dışında paylaşması konusunda baskı yapmamak gerekmektedir. İki yaşla birlikte yavaş yavaş ne giyeceği ve annenin çocuk için uygun bulduğu yemekler arasından hangi miktarda yiyeceği sorulur. “Aç mısın? Kaç köfte yiyeceksin? Üşüdün mü?” gibi çocuğun kendisi ile ilgili farkındalığını arttırmak ve muhakemesini geliştirmek üzere tutum ve davranışları belirlemek gerekmektedir. Anne ve babaların genellikle yaptıkları “çocukları yerine” düşünmek, hissetmek ve harekete geçmektir. Bu durum çocuğun kendi kendisiyle ilgili düşünme, muhakeme etme ve harekete geçme mekanizmasına ket vurmaktadır. Böylelikle tüm sorumluluklar anne ve babaya devredilmekte, büyüme süreci aksamaktadır. Anne ve baba çocuğa kendilerinden “ayrı” bir birey olarak görülürse, varsayımlarla hareket etmekten çok çocukla birlikte, çocuğu tanıyarak ve onun bu alandaki becerilerini geliştirmeye çalışarak ilişki kuracaklardır. Çocuklar bir yaşına geldiklerinde, pek çok şeyi daha iyi anlar hale gelirler fakat bu davranış kontrollerini kazandıkları anlamına gelmez. Dolayısıyla karar verme mekanizmalarını desteklemek için temel ihtiyaçlarını giderirken veya sevgi, şefkat ve ilgi gösterirken “Bunu mu sevdi benim kızım, bundan mı hoşlandı?” gibi yaklaşımlarda bulunmak eğer diyelim çorba seviyorsa “Benim oğlum domates çorbasını çok sevdi.” veya “ Galiba üşüdü, üşüdün mü şimdi sana hırkanı giydirelim.” gibi konuşmak lazım. Genel üslup olarak neyi sevip neden hoşlandığı, nelere becerileri olduğunu tanımak üzere ilişiki kurmak gerekmektedir.

Genelde anne ve baba ne yapmak istemiş ve yapamamışsa ya da kendisi nelerden hoşlanıyorsa bebeği ve çocuğu onlara yönlendirmekte ve kimi zaman zorlamaktadırlar. Bunu ayırt etmeyi öğrenmek gerekmektedir. Hangileri benim istek ve ihtiyaçlarım, hangileri çocuğumunkiler? Çocuk daha sosyal olduğu ve dış dünyaya açıldığı yuva döneminde daha çoklukla kendisiyle ilgili kararlara katılmalıdır. Uyurken hangi masalın okunacağı, ertesi gün giyeceği kıyafetler ve renkleri, yemek miktarı, yuvasındaki arkadaş seçimi, becerilerini anladıktan sonra ona da danışarak, bu alanlarda kurs vs. seçimi gibi konularda muhakkak karar verme yeteneğini geliştirmek gerekmektedir. Çocuğun yaşı ilerledikçe bir birey olma bilincini de gelişirecek şekilde davranmak hem sorumluluk vermek ama hem de yaşına uygun kararları almasına yardımcı olmak gerekmektedir.

ÖNERİLER

  • Çocuğun psikolojik gelişimini iyice öğrenmek, kişilik gelişimi hangi yaşlarda nasıl bir durum arzeder bilgilenmek gerekmektedir.
  • Çocuğun ayrı bir birey olduğunu bilmek ama yetişkin olarak görüp bir yetişkin gibi konuşmamak
  • Karar verme mekanizmasının hemen bugünden yarına gelişmeyeceğini önce ön hazırlıkların yapılması gerektiğini bilmek. Bu ön hazırlıklar da bebekle ilişki kurarken sevgi, şefkat ve ilgili olamanın yanında onunla konuşurken “Hanimiş benim oğlum, çok mu hoşuna gidiyor ce e oynamak, çok seviyormuş benim oğlum cee e oyununu” demek gibi onun neyi sevip neden hoşlanmadığı üzerinden ilişki kurabilmek.
  • Zamanında yaşına uygun sorumlulukları vermek.
  • Hatalarına karşı esnek ve affedici olmak.
  • Beklentilerinize göre bir çocuk olmasında ısrar etmek yerine bizim çocuğumuz nasıl birisi hangi yetenekleri var, nelere ilgi duyuyor diye düşünmek.
  • İlişkiyi rolleri karıştırmadan (kim anne kim çocuk) geliştirmek.
  • Çocuğun karar vermesinin beklenemeyeceği alanlara çocuğu sokmamak gerekmektedir. ( Örneğin, annen ve ben ayrılmayı düşünüyoruz, sen ne dersin?)
Adres : Cemil Topuzlu Caddesi, Tavukçuoğlu Apt. No: 33/3, Çiftehavuzlar - Kadiköy/İstanbul - Tel: 0216 302 69 54