Arama :

Oyun hayal gerçek köprüsü

Oyun, bir çocuğun büyümesinin en doğal ortamlarından biridir ve evrensel bir geçerliliği vardır. İlk oyunlar anne bebek ikilisi arasında oynanır. Öncelikle oyun için bir mekan tespit edersek, bunu anne ve bebek arasında, öznel(iç dünya) ile nesnel(dış dünya) arasında kurulmaya başlayacak bir köprü olarak düşünebiliriz. Bu ikisi arasındaki gidiş gelişler bir ömür boyu sürer. Bebek ilk aylarında neredeyse tamamıyla iç dünyasında yaşar anne ile yoğun bir 'bir olma hali' mevcuttur, anneyi kendi bilir kendini anne. Bu çok doyurucu bir yanılsamadır. Tüm ihtiyaçları neredeyse anında giderilir, kendisini çok güçlü (tümgüçlü) sayar bebek böylelikle ve bu güvenle dış dünyaya merakı artar. A! o da ne elleri kolları başka bir bedeni hissetmektedir yani bedeninin sınırları vardır, kendi bedeni de sınırlıdır; elleri ve ayaklarının tadına bakar. Önce ağzıyla tanır herşeyi, her nesneyi ağzına götürerek tanımaya çalışır. Duyularını dış dünyaya çevirir; çoktan oyun oynamaya başlamıştır bile. Önce sadece kendisinin varolduğunu zannettiği oyun giderek karşılıklı oyunlara bırakır kendini... Anne ve bebek karşılıklı oyunlara başlarlar. Anne ve bebek arasındaki bu mekan bir köprü olarak tanımlanabilir çünkü yetişkin bir birey de, tamamıyla kendisiyle meşgul olduğu anlar ve tamamıyla neredeyse ne yediğini unutacak kadar dış dünya ile meşgul olduğu zamanları deneyimler. Bu iki durum arasındaki gelgitleri bazen anlık olarak yaşar. Bu geçişleri daha en başta kurulmaya başlayan anne bebek arasındaki köprü üzerinden gidip gelerek yapar. Bu oyun mekanı ne bütünüyle bir iç mekandır ne de bütünüyle bağımsız bir dış mekan!. Yani çocuğun kendi temsili, sihirsel ve tümgüçlü dünyası ile nesnel dış dünyanın arasında bir mekandır. Çocuk doktoru ve psikanalist D. W. Winnicott anne ve bebek arasında geçiş nesneleri (transitional objects) adını verdiği oyuncak veya benzeri nesneleri tanımlar. Geçiş nesneleri anne ve bebek arasında bebeğin büyümesi anneden ayrılabilmesi ve kendi kişiliğini geliştirebilmesi için bebeğe güven veren nesnelerdir. Bunlar bazen bir tülbent, küçük bir yastık, battaniye veya yumuşak bir ayıcık olabilir. Çocuk kaygı duyduğunda, huzursuzlandığında, uykuya dalarken güven ihtiyacı hissettiğinde bu geçiş nesnesiyle kendini yatıştırabilir, kendi bünyesi içinde kendi kendine bir anlamda annelik etmeye başlar. Bizim ülkemizde, bu olgu genellikle pek bilinmemektedir. Çoğunlukla bu nesneler hasbelkader çocuğun seçtiği bir bez parçası olduğunda da bizim annelerimiz bu nesneyi çocuğun, kendisine bağımlılığına bir tehdit olarak algılamakta, en hafifinden yıkayıp paklamakta ya da yok etmektedirler! Bu durumda bebek ve çocuk annenin vücut parçalarıyla oynamakta, saçıyla oynayarak uykuya dalmakta veya yanağını okşayarak kendisini yatıştırmaktadır. Bu da bebeklerin anne bağımlılığını arttırmakta, kişilik gelişimini yokuşa sürmektedir. Geçiş nesneleri önemlidir çünkü bunlar en ilk oyuncaklardır aynı zamanda da. Geçiş nesneleri ülkemizde de mesele haline gelmelidir, bebekler ilk oyuncaklarından mahrum edilmemelidir! Oyun köprüsü üzerinde ilk oyuncakların temsil ettiği güven ile önce emekleyen sonra yürüyen çocuklar meraklarını dünyaya yönlendirip kendilerini varedebilirler. Yaratıcılıklarını ortaya koyabilirler. Bir çocuğun oyun oynaması kadar doğal ve sağlıklı bir eylem yoktur. Yetişkinler için de aynı şeyler söylenebilir aslında. Oyun, iletişim kurma, sosyalleşme, soyutlama yapabilme, yaratıcılık, analiz ve sentez yapma yeteneklerini ve daha pek çok yeteneği geliştiren bir fiildir. Evet oyun aynı zamanda bir fiildir yani yapmak, yapılandırmak, kurmak, emek harcamaktır. Çocuk oyun oynarken çaba sarfeder, bu da belli bir zaman alır. Oyun bir mekan ve zaman gerektirir. Anne bebek arasındaki oyun, anne bebeğin tam da beklediği gibi yanıtlar vermeyerek oyunun kurallarını değiştirmesiyle karşılıklı oyun şekline dönüşür. Bebek artık hayal kırıklığı yaşamaktadır, yani istediği yanıtlar istediği sürede ona ulaşamamaktadır. Hayallah kendisi galiba o kadar da güçlü değildir! İşin içinde tam da kontrol edemediği bir dış dünya vardır. Anne eğer hayal kırıklıklarını , dozunda ayarlayabilirse çocuk giderek gerçek dünyaya ilgi ve merakını arttırır hem giderek heyecanı da artar; bir şeylerin değişmesi için sadece istemesi ve içinden dilemesi yetmemektedir, bir şeyler 'yapması' da gerekmektedir. Öyle böyle birşeyler yaparken, yeni şeyler keşfeder. Bilim ve sanatın hikayesi de böyle başlar. Bebek aynı zamanda psikolojik olgunlaşmanın en önemli özelliklerinden biri olan nesne sürekliliğini de anne ile arasındaki oyunlarla ve güven ilişkisiyle edinir. Küçük bir bebek için anneyi görememek onun yokolduğu anlamına gelir ama gerek 'ce eee' oyunları gerek bebeğin giderek soyutlama kapasitesinin ve dil gelişiminin devreye girmesiyle çocuk artık giden nesneyi (anne) içine alır, içselleştirir, nesne yokolmaz ve varlığını sürdürür; temsili bir biçimde çocuğun iç dünyasında... Çocuk iç dünyasını, rüyalarını, isteklerini, ihtiyaçlarını, duygularını oyuncakları kullanarak yansıtır. Oyun oynarken dış dünyadan nesneleri kullanır ama bunlara iç dünyasına özgü anlamlar yükler. Örneğin küçük kırmızı bir lastik top, ateş kuşu olup gökyüzünde uçar... Oyun aynı zamanda kişilik gelişiminin ayrılmaz bir özelliği olarak özdeşleşmeyi de geliştirir. Çocuklar anne ve babalarının mimiklerini jestelerini davranışlarını taklit ederler. Bir çeşit hayat provasıdır bu taklitler; çocuklar evcilik oynarlar veya oynarlar -dı- diyelim, çünkü oyun şekilleri günümüzde teknolojinin yardımıyla çok değişmiş ve değişmektedir. Oyun oynama çocuğu pek çok yönden geliştirir; ülkemizde, oyunun ve oyuncakların insanın psikolojik gelişimindeki yeri ve anlamı ne yazık ki tam olarak anlaşılamamaktadır. Oyuncaklara 'en iyi tahminle' zeka geliştirici eğitim araçları muamelesi yapılmaktadır. Bunun yanısıra aşırı oyuncak alarak tatminsiz çocuklar yetiştirilmektedir. Çok oyuncak almak çocuk için zararlıdır. Çocukların yaşlarına uygun, fazlaca hazır dünya sunan 'herşeyi kurgulanmış' oyuncaklar (cicibici kız bebek serisi ve elbiseleri) yerine çocuğun kendi iç dünyasını sergileyebileceği az sayıda oyuncak (Plastik hayvanlar, arabalar, evcilik malzemeleri, askerler, aile bireylerini temsil eden oyuncaklar, tahta bloklar, legolar, tamir aletleri, temel müzik aletleri, kil, boya çeşitleri resim kağıtları , karalama tahtaları vb. alınmalıdır. Çocuklar toprakla, kumla tahta parçalarıyla oynayabilmeliler, oyun ve oyuncak hazır olarak sunulan, herşeyi hatta oynama biçimi bile belirlenmiş cisimlerle oynanan şey değildir, çocuğun kendi yaratıcılığının devreye girebildiği malzemelerle; taş , yaprak, toprak, deniz kabukları, kum gibi doğal malzemelerin yanında çocuğun hayal kurmasına ve yansıtmasına olanak sağlayan oyuncaklarla oynanan şeydir ve ancak o zaman bir anlamı vardır.

 

Adres : Cemil Topuzlu Caddesi, Tavukçuoğlu Apt. No: 33/3, Çiftehavuzlar - Kadiköy/İstanbul - Tel: 0216 302 69 54